Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Politika Kulvarı
 DARBOĞAZ KASABASI FORUMU | Politika Kulvarı | Politika Kulvarı
Mesaj icon Konu: Arı kovanına sokulan çomak Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
fenerli75@windo
Üye
Üye


Kayıt Tarihi: 21-Haziran-2008
Konum: Sivas
Gönderilenler: 78

Alıntı fenerli75@windo Cevaplabullet Konu: Arı kovanına sokulan çomak
    Gönderim Zamanı: 25-Haziran-2008 Saat 01:47
Arı kovanına sokulan çomak
< = =text/>
Tarih: 24-06-2008 12:00


6 yıllık AKP iktidarı, işçisinden köylüsüne, esnafından ulusal sanayici ve tüccarına kadar çok geniş bir kitlenin canına okudu; çanına ot tıkadı. Kitlelerde genel bir yoksullaşma, daha doğrusu bilinçli bir borçlandırma ve yoksullaştırma politikası uygulanmış, çok geniş bir kesim açlık sınırına sürüklenmiştir.
Burdur Üreticiler Mitingi ve arı kovanına sokulan çomak -(Tarım politikalarıyla uğraşmak ve AB’den rahatsız olmamak) ...
 

Burdur Üreticiler Mitingi ve arı kovanına sokulan çomak

(Tarım politikalarıyla uğraşmak ve AB’den rahatsız olmamak)

 

6 yıllık AKP iktidarı, işçisinden köylüsüne, esnafından ulusal sanayici ve tüccarına kadar çok geniş bir kitlenin canına okudu; çanına ot tıkadı. Kitlelerde genel bir yoksullaşma, daha doğrusu bilinçli bir borçlandırma ve yoksullaştırma politikası uygulanmış, çok geniş bir kesim açlık sınırına sürüklenmiştir. 22 Temmuz’da, makarna paketleri ve kömür çuvalları üzerine kurulan seçim sandıklarından çıkan yüzde 46,5, sahte demokrasinin iktidar bile olamayan Haçlı güçlerinin bir yanılsamasaydı. Demokratik çoğulculuk felsefesiyle yüzde 46,5 çoğunlukçuluk felsefesi arasındaki derin farklılığın ne anlama geldiğini insanlarımız yeni yeni anlamaya başladı.

“Enflasyon canavarını yendik!” dediler; yılbaşından bu yana tüm mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki artış hızı tahammül sınırını çoktan aştı.

Tarımı ve hayvancılığı, AB haydutlarının talimatlarıyla çökertme politikaları uygulayarak bir yandan tarıma destek akçelerini kaldırdılar; tarım nüfusunu AB normlarına uyduracağız diye yüzde 8’lere çekmeye kalkıştılar. Böyle olunca kaza benzemeye çalışan tavuğun dibi çıktı.

Köylüyü ve hayvan üreticilerini alanlara indirdiler sonunda. Ege’de Tire’de başlayan üretici yürüyüş ve mitingleri gitgide yaygınlaşarak 30 Mayıs’ta Burdur’da da gerçekleştirildi.

Ancak Burdur’daki eylemin geri planında birçok fırıldak döndürüldü.

İktidar partisinin ve milletvekillerinin köylerde olumsuz çalışma yaptığı, eyleme katılmama yönünde köylüleri tehdit seviyesine kadar varan etkileme çalışmaları yaptığı söylentileri ortalığa yayıldı. Ateş olmayan yerden duman tütmez misali bu durum gazete köşelerine ve basın açıklamalarına kadar yansıdı. Hatta başlangıçta eylem kararı alanlar arasında yer alan, hayvancılık ve çiftçilikle uğraşan köylü kitlelerinin can damarı iki üretici birliğini bile etkilediler.

Tire eylemine omuz veren, Burdur’da da benzeri bir eylemin gerçekleştirilmesi için çağrı yapan, üreticilerin temel kitle örgütleri olan Burdur Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği ile Ziraat Odası, pratiğin eşiğinde ne olduysa sihirli bir değnek değdirilmiş gibi, “beraber yürüdükleri yollarda” birdenbire Köy-Koop’u dımdızlak yalnız bırakıverdiler.

Ancak o “beraber yürüdükleri yol” başka yollarmış meğer!

Birlik Başkanı, ABD Dışişleri Bakanı Powell’la, “9 madde ve 2 sayfalık” gizli anlaşma yapan, Cumhuriyet Başsavcısı’nın Esas Hakkındaki Mütalaasının deyişiyle, “çıkarlarını yayılmacıların emelleriyle birleştirmiş” ve “laikliğin odağı haline gelmiş”, bundan dolayı Cumhuriyet hukukunda meşruiyeti olmayan ve kapatmaya konu olan bir partinin elemanı gibi davranan, ismi yasaklı olması istenenler listesinde bulunan, en önemlisi adı “kayıp trilyon” davasında anılan ve hala –eski şefi 2,5 yıl ceza aldığı halde yargılanamamış bir şahsın Cumhurbaşkanlığı Köşkünde kabulünü bir lütuf sayarak kimlerin düdüğünü öttürdüğünü somut olarak göstermiştir.

Üreticiler de başlarına kimleri seçtiklerini böylece pratik içinde öğrenmiş olmaktadırlar.

Üreticilerin demokratik tepkilerini göstermelerinden kaytarmalarını, tertip komitesinde bulunan ya da eylemi destekleyen ADD’nin Başkanı’nın varlığı ve politika yapma gerekçesine dayandırmaları dayanılmaz bir zavallılığı ve bilgi eksikliğini göstermektedir.

“Siyaset yapmak” apayrı bir yazının konusu olmakla birlikte, burada sadece şunu belirtmekle yetineceğiz:

Birlik Başkanı’nın siyaset yapmak gerekçesi bile kendiliğinden siyasi bir faaliyettir.

Çıkışı siyasi bir faaliyettir.

Birlik’in başında bulunmak siyasi bir faaliyettir.

Hatta bir adım daha ileri giderek şunu söyleyebilirim ki, -Başkan aç durmuyordur herhalde;- yemek yemesi bile siyasi bir faaliyettir. Zira insan siyasi bir varlıktır denilmiştir işin felsefi boyutuna inersek.

Son olarak şunu belirtebiliriz.

İktidar sahiplerinin, birlik olmaları gerekenlerin aralarına şu veya bu şekilde fitne-fesat tohumları ekmeleri yeni bir oyun değildir. Üreticilerin birliği, üretici örgütlerinin birliği vatan savunması dönemine girmiş bir Türkiye’de belirleyici önemde bir sorundur.

Şimdi birlik olmanın, beraberlik içinde olmanın, iç sorunlara gömülüp kalmamanın, yönümüzü mümkün olduğu kadar dışa dönmenin, milli bağımsızlığımızı ve toprak bütünlüğümüzü savunmayı öne almanın zamanıdır. Bağımsızlığı olmayan, toprak bütünlüğü tehdit altında olan bir ülkede neyi bölüşemiyoruz? Düşman dayamış hançerini vatanın bağrına, kurtarılması gereken bir “bahtı kara maderin” bulunmakta; ama biz detaylarla çabalar sarfediyoruz. Bu biraz da, kusuruma bakmasınlar, Fatih’in İstanbul kapılarına dayandığı koşullarda, içerideki Bizans aydınlarının –din adamlarının- kiliseye kapanıp sonu gelmez tartışmalara dalarak, bir toplu iğne başında kaç perinin dansedebileceğini açığa çıkarmaya çalışanların tavrına benzemektedir.

Şimdi AKP Burdur milletvekilleri tozduman olmuş ortama bakarak kıs kıs gülmektedir. Zira bu kapışmanın ardında onlar vardır.

Halk önderleri birbirlerini kırmayı bırakmalı, cephemizi bizi vatansızlaştırmaya, bizi devletsizleştirmeye, bizi kültürsüzleştirmeye, milli bağımsızlığımızı ve toprak bütünlüğümüzü ortadan kaldırmaya hazırlanan ABD ve AB emperyalizmine ve işbirlikçilerine dönmeliyiz.

Yıkılmaya yüz tutmuş güçlerle beraber hareket edenler onların akıbetini paylaşmak zorunda kalacaklardır.


Tam Bagimsiz Türkiye
IP
lozan 2005
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 19-Haziran-2008
Gönderilenler: 166

Alıntı lozan 2005 Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 10-Şubat-2009 Saat 08:48
Levent KIRCA: "Ben de kamyon dağıtacağım"


Yerel seçimde DSP’den Üsküdar Belediye Başkan adayı olan ünlü sanatçı Levent Kırca, AKP’nin beyaz eşya dağıtmasını tiye aldı: "Ben beyaz eşya bulamadım, kamyon dağıtacağım ama seçilemezsem geri isterim!"

"Ben de kamyon dağıtacağım, ama kaybedersem geri alırım!"

DSP’nin Üsküdar adayı Levent Kırca Tunceli’de ev eşyası dağıltılmasını alaya aldı.

DSP Üsküdar Belediye Başkan adayı sanatçı Levent Kırca, önceki gün akşam Star TV Ana Haber Bülteni’nde Uğur Dündar’ın konuğu oldu. Çok farklı bir başkan adayı portresi çizen Levent Kırca, seçim vaatlerini de kendine has ifadelerle sıraladı. Kırca, “Ben kamyona koyacak buzdolabı bulamadım, ben de kamyon dağıtacağım. Ama seçilemezsem geri almayı da

düşünüyorum
” diyerek Tunceli’de Valilik tarafından vatandaşlara beyaz eşya dağıtılmasına göndermede bulundu.

Üsküdar’ı güldürürüm

Levent Kırca, şimdiden yemeye başladığını ve koltuğa kilolu oturacağını belirtip, “Gelir gelmez adam ne hale geldi demesinler diye ben oraya kilolu geleyim” diyerek esprisi yaptı. Canlı yayın boyunca yaptığı esprilerle Uğur Dündar’ı güldüren Levent Kırca, sloganının da “Üsküdar’ı güldürmeye geliyorum” olduğunu anlattı. Bir belediye başkanının lüks arabalara ve korumalara ihtiyacının olmadığını belirten Levent Kırca, başkanın bir hizmetçi olduğunu ve gerekirse eline süpürgeyi alıp hizmetli ile birlikte sokakları süpürebilmesi gerektiğine değindi. “Ben kapının önüne bir sandalye koyup oturacağım” diyen Levent Kırca, esprili sözlerinin arasında yapmayı planladıklarını da belirtti. Üsküdarlılar’ın acilen eğitime ihtiyaçlarının bulunduğunu ve işsizliğin önemli bir sorun olduğunu ifade eden Kırca, ayrıca insanların meslek öğrenmesi için kurslar açacağını söyledi.


'İHTİMAL BAZI KAFALAR KESİLECEKTİR'
IP
lozan 2005
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 19-Haziran-2008
Gönderilenler: 166

Alıntı lozan 2005 Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 08-Mart-2009 Saat 10:58
TL%20yüzde%2039,3%20değer%20kaybetti

 'TL yüzde 39,3 değer kaybetti'

 Tarih : 07.03.2009 11:26:32


Şimşek, ülkeleri derinden etkileyen ekonomik krizin, Türkiye'deki yansımalarını değerlendirdi. Şimşek bu sürede TL'nin yüzde 39,9 değer kaybettiğini söyledi. 

Karakter boyutu : 10%20Punto 12%20Punto 14%20Punto 16%20Punto

Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, bütün ülkelerde ciddi şekilde finans piyasalarında dalgalanma olduğunu belirterek, ''küresel krizin gelişmekte olan ülkelere yansıdığı 12 Eylül 2008 tarihinden 4 Mart tarihi arasında TL'nin yüzde 39,3 değer kaybettiğini'' bildirdi.

Şikşek, Gaziantep Ticaret Odası'nı ziyaretinde yaptığı konuşmada, küresel krizin Türkiye'ye yansımalarını sınırlama yönünde ciddi çaba içinde olduklarını belirterek, ''Ama şunu da kabullenmek lazım, dünya modern finans tarihinin en büyük küresel kriziyle karşı karşıya. Her ülke kendi imkanları çerçevesinde bazı tedbirler alıyor, ama maalesef bugüne kadar bu tedbirlerin etkili olduğunu söylemek için erken'' diye konuştu.

Başta ABD olmak üzere dünya ekonomilerinin krizin etkilerini sınırlamak için bugüne kadar yaklaşık 13,5 trilyon dolarlık tedbir paketi açıkladıklarını ifade eden Şimşek, şöyle devam etti:

''Buna rağmen maalesef önce finans sektöründe başlayan daha sonra reel sektöre kredi daralması olarak yansıyan şimdi de reel sektördeki daralmanın tekrar finans sektörüne yansıması şeklinde gördüğümüz süreç, maalesef devam ediyor ve tahribat devam ediyor. Burada sıkıntının kökeni, bankacılık sistemindeki bilanço tahribatına gidiyor, dünyanın en büyük bankaları bugün ya kısmen devletleştirilmiş durumda ya da tamamen piyasadan çekilmiş durumda ya da ciddi şekilde sermaye enjeksiyonu ile karşı karşıya. Eğer problemin başladığı ülkelerde bankacılık sektöründeki sıkıntılar giderilirse, muhtemelen dünya tekrar normalleşme sürecine hızlı şekilde girer.''

''TL YÜZDE 39,3 DEĞER KAYBETTİ''

Bakan Mehmet Şimşek, hiçbir ülkenin küresel krizi tek başına giderecek imkana sahip olmadığını, uluslararası işbirliği gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

''Piyasalarda çok ciddi dalgalanmalar var. Bu kriz, 10 Temmuz 2007'de başladı, mortgage kredilerinin problemli yapısının ortaya çıkması Temmuz 2007'ye gidiyor. Ama bu krizin bizim gibi gelişmekte olan ülkelere yansıması ve derinleşmesi 12 Eylül 2008'e dayanıyor. Dolayısıyla resme bir bakarsanız; 4 Mart ile 12 Eylül 2008 arasında TL yaklaşık yüzde 39,3 değer kaybetmiş. Aynı dönemde Brezilyanın Reali yüzde 35, Meksika'nın Pezosu yüzde 44, Polanya'nın Zlotysi'i yüzde 59,19, Macaristan'ın Forint'i yüzde 47,66, Çek Cumhuriyeti'nin para birimi yüzde 29, Kore'nin parası yüzde 40, Güney Afrika'nın parası yüzde 30 değer kaybetmiş.... Liste böyle gidiyor, bir kısmı az bir kısmı çok ama aşağı yukarı bütün ülkelerde ciddi şekilde finans piyasalarında dalgalanma var.''

''ORTALIK TOZ DUMAN''

Borsada da durumun aynı şekilde olduğunu ifade eden Şimşek, bu dönemde ABD borsasının yüzde 40, Frankfurt'un yüzde 39, Japonya'nın yüzde 40, Türkiye'nin yüzde 35, Brezilya'nın yüzde 28, Meksika'nın yüzde 32, Polonya'nın yüzde 42, Macaristan'ın yüzde 48, Çek Cumhuriyeti'nin yüzde 50 civarında, Rusya'nın yüzde 58, Kore'nin yüzde 28, Güney Afrika'nın yüzde 29 değer kaybettiğine dikkati çekti.

Şimşek, ''Hakikaten bu finansal piyasalardaki dalgalanmalar gerek para birimi gerek borsa ölçeğinde baktığınız zaman, ortalık tabi ki toz duman ve birçok ülkede bunun yansımaları benzer şekilde'' diye konuştu.

Şimşek, dünyada her tarafta sanayi üretiminde genelde yüzde 10 ile yüzde 40 arasında daralma söz konusu olduğunu, ihracatın da aynı durumda olduğunu anlattı.

''TÜRKİYE ÇOK GÜZEL ŞEYLER YAPTI''

Hükümetin yaptığı çalışmalardan bahseden Bakan Şimşek, faizlerin düşürüldüğünü, vadeleri artırdıklarını, ihracat kredilerinde önemli artışlar sağladıklarını, cansuyu kredisi verildiğini, istihdamın korunması için ''kısa çalışma ödeneği'' getirildiğini, kamu harcamalarını artırdıklarını, KEY ödemeleri yapıldığını, memurlara geçen yıl net yüzde 21 maaş artışı verildiğini anlattı.

Bankaların toplam kredi hacminin 368-370 milyar TL olduğunu bildiren Şimşek, ''Kamu bankaları bu krizden önce piyasaya likidite sağlarken, şimdi öyle bir konumdan çıktılar şu anda belki de bankalar arası piyasada kaynak arayışı içindiler. Sıkıntı dönüp dolaşıp uluslararası kredi mekanizmasının çalıştırılmasına geliyor'' diye konuştu.

Şimşek, Türkiye'nin 12 aydır çok güzel şeyler yaptığını ifade ederek, ''Ama, ortalık bu kadar toz dumanken, yüzyılın en büyük krizi varken maalesef bu hem yeterince etkisini gösteremedi hem de yeterince takdir edilmesi de zorlaştı. Dünya ülkeleri dayanışma içinde daha radikal kararlar almalı'' dedi.

KUR

Kur konusuna değinen Şimşek, ''Türkiye'ye ilişkin yeni bir kaygı yok. Türkiye'ye özgü yeni bir sıkıntı yok. Birkaç gündür tamamen dışardaki gelişmelerin etkisi ile tekrar bir yeni riskten kaçınma dalgası var. Bu, bunun sonucu'' ifadesinde bulundu.

Şimşek, sözlerini şöyle tamamladı:

''Türkiye'yi güçlendiren unsurlar var. Burada siyasi istikrar var. Hükümetimiz güçlü, bir sürü adımlar attık. Bankacılık sektörümüzün sağlam olması bizim için büyük kazançtır, hane halkının borçlarının çok yüksek düzeyde olmaması bizim için önemli bir artıdır. Kamu finansman dengelerinin bu dönemde faizi indirimine elverişli olması da çok önemli. Biz bu dönemde mümkün olduğunca daha fazla reform yaparak yolumuza devam edeceğiz.''


'İHTİMAL BAZI KAFALAR KESİLECEKTİR'
IP
fenerli75@windo
Üye
Üye


Kayıt Tarihi: 21-Haziran-2008
Konum: Sivas
Gönderilenler: 78

Alıntı fenerli75@windo Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 23-Nisan-2009 Saat 23:23
Aydınlık Dergisi - Sayı 1112 - 9 Kasım 2008
Kapak: Can Dündar'ın gizlediği Mustafa. Evvela sosyalist olmalı.



http://www.mediafire.com/?qynw4myokwm

Tam Bagimsiz Türkiye
IP
fenerli75@windo
Üye
Üye


Kayıt Tarihi: 21-Haziran-2008
Konum: Sivas
Gönderilenler: 78

Alıntı fenerli75@windo Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 23-Nisan-2009 Saat 23:23
Aydınlık Dergisi - Sayı 762 - 24 Şubat 2002
Kapak: İsimleriyle, şifreli yazışmalarıyla Karen Fogg'un gazetecileri
Bahçeli suçu örttü. MHP'de Fogg'a büyük tepki




http://www.mediafire.com/?u1v2mjt54mz

Tam Bagimsiz Türkiye
IP
fenerli75@windo
Üye
Üye


Kayıt Tarihi: 21-Haziran-2008
Konum: Sivas
Gönderilenler: 78

Alıntı fenerli75@windo Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 23-Nisan-2009 Saat 23:24
Aydınlık Dergisi - Sayı 893 - 29 Ağustos 2004
Kapak: Binlerce Kürt Hıristiyan yapıldı



http://www.mediafire.com/?mkwlohozrnl

Tam Bagimsiz Türkiye
IP
fenerli75@windo
Üye
Üye


Kayıt Tarihi: 21-Haziran-2008
Konum: Sivas
Gönderilenler: 78

Alıntı fenerli75@windo Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 23-Nisan-2009 Saat 23:24
Aydınlık Dergisi - Sayı 959 - 4 Aralık 2005
Kapak: Şemdinli tertibi büyüyor. Astsubaylar feda edildi.



http://www.mediafire.com/?oid5yy2hmgm

Tam Bagimsiz Türkiye
IP
fenerli75@windo
Üye
Üye


Kayıt Tarihi: 21-Haziran-2008
Konum: Sivas
Gönderilenler: 78

Alıntı fenerli75@windo Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 23-Nisan-2009 Saat 23:24
Aydınlık Dergisi - Sayı 1020 - 4 Şubat 2007
Kapak: Muhbir değil Akyürek'in operasyon ekibi. Hrant dink cinayetinin perde arkası.



http://www.mediafire.com/?0mdmm1iilwi

Tam Bagimsiz Türkiye
IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.05a
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,063 Saniyede Yüklendi.